Gezginlerimiz

hande Hande Timor

Klasik beyaz yakalı dertlerinin hayatta tutkularının peşinden koşmayanlara ait olduğunu düşünen bir beyaz yakalıyım. Pazartesileri severim. Seyahat ederim. Yılbaşına Gaziantep’te veya Buenos Aires’te girebilirim. Kayseri’ye, Sincan’a eğlence parkı gezmeye, Barselona’ya müzik festivaline gidebilirim. Sosyal gönüllülük ise diğer tutkum. Bavulda Sevgi’yi kurarak iki büyük tutkumu bir araya getirdim, mutluyum!

tmay Tamay Kiper

Kariyerimin ilk dört senesini danışman olarak gri halılı ve floresanlı ofislerde geçirirken, hayatımın amacı nedir diye sorgulamaya başladım, kısa süre sonra kendimi istifa etmiş ve bahçelerde meyve sebze yetiştirirken buldum. Ögrenmenin yaşı yoktur diyerek, ilkokuldaki çevre kolu tutkumu tekrar alevlendirdim ve UCLA’den Global Sustainability alanından mezun oldum. Tüm bunları yaparken de gezmeyi ihmal etmedim. Bavulda Sevgi projesi ile hem gezdim, hem de en yakın dostum ile Dünyanın iki ucundaki minikleri sevindirdim.

ece Ece Aydın

Bir endüstri mühendisi olarak İstanbul’da plaza katları arasında değil, kendimi Kastamonu Daday’da buldum! Herhalde her zaman ‘asla masa başı iş yapmayacağım’ dediğim için mükemmel doğanın, atların, hayvanların, toprağın, Anadolu’daki güzel insanların içinde olmayı hiç yadırgamadan, İksir Resort Town ve İksirli Çi̇ftlik isimli tesislerimizde turizm, tarım ve hayvancılık yaparken, hasatı, ekimi, üretimin meşakatli sürecini, emek vermeyi, insana yatırımın güzelliklerini ve zorluklarını, bir işe dört elle sarılmayı, bir adım atmanın yolu yarıladığını öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Küçük şeylerin kocaman iyilikler doğurduğunu ve dünyanın bu küçük şeyleri yapan insanlarla döndüğünü sürekli yine ve yine görüyorum. O zaman çabalamaya devam.
Bu güzel projeyle de bir ayağım hep toprağa basarken ve iş gereği İstanbul-Kastamonu arası mekik dokurken, bavuluma sevgi de sıkıştırmanın kocaman mutluluğunu yaşıyorum.

oyku Öykü Api & Efe Güneş

Biz iki kafadar 9-5 çalışan beyaz yakalı, hayattaki en büyük derdi “iz bırakmak” olan bir anne ile onun tam zamanlı öğrenci, doğuştan gezgin oğlundan oluşan iki kişilik bir ekibiz aslında. Kaplumbağa misali evimiz sırtımızda doğduğumuzdan, bavulumuz her zaman hazırdır bizim. Gidecek yerlerimiz, keşfedilecek şeylerimiz ve anlatacak öykülerimiz hiç bitmez 🙂 Çin’in birbirinden güzel tapınaklarını gezerken de, Avustralya’da açık okyanusta balinaları izlerken ya da İstanbul’da vapura binip martılara simit atarken de aldığımız keyif hep aynı keyif.
Çünkü bir kez yaşadığımız bu hayatın her anını gerçekten deneyimleyerek ve “ben yaşadım” diyerek geçirmek istiyoruz.

Bu amaçla 2016 yılında 7 Kıta 1 Çocuk ismiyle mini bir dünya turuna çıktık. Yedi kıtanın etrafında tam bir ay boyunca seçtiğimiz farklı ülkelere uğradık. Yepyeni coğrafyalar, bitki örtüleri, hayvanlar, kültürler, insanlar ve anılar biriktirdik.

Bunlardan en güzeli de Bavulda Sevgi Projesi için Singapur’daki çocuklar ile buluşmamız oldu. Tek kelime ile muhteşem bir deneyim!

deha Deha Çun

Dünyayı iyiliklerin kurtaracağına inanan arkadaşlarım Alperen Kıral, Kemal Mertler ve Mert Aykas ile beraber; dördümüzün de görmemiş olduğu bir şehre ve oranın köy çocuklarına gittik. Kars’ın Külveren Köyü’nün çocuklarıyla buluştuk. Onlarla uçurtmalar uçurduk. Mont-bot ihtiyaçlarını karşıladık, kitaplar ve defterler götürdük. En güzeli de, minik arkadaşlarımızı İstanbul’daki bir okulun öğrencileriyle tanıştırma fikri geldi aklımıza. Ama nasıl olacaktı? Tabii ki mektupla! Onlar da yeni tanıştıkları arkadaşlarına karşılık niteliğinde mektuplar yazdılar ve süslediler.

Günün sonunda çocuklarla bir bir vedalaştık. Tarifsiz sıcaklıkları ve içtenlikleri gülümsemelerinde hissediliyordu. İşte bu gerçekten her şeye bedel bir mutluluktu bizler için.

“Orada bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de…” demedik.

Gittik ve gördük. Artık, o köy ve köyün çocukları bizimdir!